Erkenden kalkıp kıyafetlerimi gece fırlattığım yerden toplayarak üzerime geçirdim. Evdekiler hala uyuyordu. Babamın cebinden biraz para alıp arkadaşlarla buluşmak için evden çıktım.

Bir hafta öncesinden planlar yapılmıştı. 4 lise arkadaşı Kızılırmak kenarına gidip balık tutup bira içerek sınavların bitmesini kutlayacaktık. Murat yaşlı teyzenin evinin boş olduğunu, orada film izleyerek içebileceklerini söylemişti ama balık tutarken eğleniriz diye ırmak kenarını tercih etmiştik. Hepimiz lise 2. sınıftaydık. Sivas gibi şehirlerde halk arasında alkol alamazsın almak isterseniz her türlü harekete hazır olmanız gerekir. Yani bir İzmir kordonda olduğu gibi oturup biranı içemezsin.

İçeceklerimi alıp balık tutacağımız yere geldik. Murat ateşi yakıp birasını açıp oturdu. Kenan, Ozan ve ben(Yavuz) oltaları attık biraları alıp sohbet etmeye başladık. Hiç unutulmayacak harika bir gün geçireceğimizi düşünüyordum. Hiç unutulmadı fakat hayatımın en iğrenç günlerinden birini geçireceğimden de haberim yoktu.

İlk bir saatimiz oldukça güzel geçmiş balık yakalayıp ızgaraya atmıştık. Şehirden oldukça uzak bir konumdaydık. Etrafta bir iki tane müstakil ev vardı onlarda yürüyerek 10 dakikalık mesafedeydi. Issız sakin güzel bir yerdi. Murat odun toplayalım diye seslenince oltayı bırakıp kalktım. İlerideki çalılıkları işaret ederek oradan buluruz dedim. İkimiz beraber oraya doğru yürümeye başladık. Çalılıklara yaklaşınca birden 8-10 tane köpek fırladı bize doğru havlayarak koşmaya başladılar. Biz korku ile direk ters yöne doğru koşmaya başladık. Köpeklerin geldiği gören Ozan ve Kenan suya atladılar. Ben yüzme bilmediğimin için sudan çok korkarım bu sebeple koşmaya devam ettim. Arkama bile bakmadan koşuyordum. Topuklarım götüme değiyordu. Köpeklere yakalanmadan kendimi çiftlik evine atmayı başardım. Meğer girdiğim bu evin sahibi bahçesinde kangal köpeği besliyormuş ama nasıl kangal aslandan biraz ufak. Eğer girmeden önce bu hayvanı görseydim dışarıda bekleyen 10 köpeği tercih ederdim. Görünce dizlerimin bağı çözüldü tabi korkudan olduğum yere oturdum Allah’ım beni burada yesin dedim. Havlayarak üzerime gelen köpek bir ses ile olduğu yerde durdu. Bana hiç bakmıyordu bile. Sahibi evinden çıkmış Hızır gibi yetişmişti. Köpeği bağlayıp benden olanları dinledi. Hadi dedi sizi şehre bırakayım genç adamlarsınız burada alkolle ne işiniz var. Gidip arkadaşları topladık. Murat ağaca tırmanmış tırmanırken  de tişörtü falan yırtılmıştı. Ozan ve Kenan dizine kadar çamurlu su ile ıslanmışlardı. Çiftliğin sahibi bize yol boyunca dini şeyler anlattı. İyilik yaptığı için kimse ses çıkartamadı bir saat boyunca nasihatlerini dinledik. O kadar dini sohbet ve nasihatten sonra acayip vicdan yapmıştım. Çünkü eğer başıma kötü bir şey gelirse bunun benim kötü hareketlerimden dolayı bir ceza olduğuna inanırdım. Kendime çeki düzen vermek isterdim. adam bizi bıraktı bırakırken bile hala nasihat veriyordu. Cami imamı gibi vaaz verdi bize. Hemen eve gidip olanları unutmak istiyordum.

Gözat»  Dream Chaser (Hayal Avcısı)

Arabadan inince Murat bir teklifte bulundu. Buradan teyzemin evine gidelim ev zaten boş hem siz çamurlu kıyafetlerinizi temizleyip kurutursunuz, hemde rakı alırız rakı içeriz, birde güzel film bulalım onu izleriz. Ben gitmek istemedim ama fazla hepsi birden ısrar edince dayanamadım. Yolda giderken bir korku filmi buldular. Evin önüne geldik. 4 katlı bir bina altta market var. Girdik içeri asansör yok tabi 3. kata çıkmaya başladık. 2. kata gelince dairenin önünde ayakkabı kalabalığı gördüm. Murat’a bu ne dedim ne var burada. Ne bileyim oğlum düğün nikah falan vardır dedi. eve girip hemen ortamı hazırlamaya başladık o ara murat tv den müzik açmış. 5 dk geçmeden kapı çaldı. Kapıyı ben açtım karşımda gözleri kanlı muhtemelen ağlamış iri yarı birisi.

-Buyur abi

-Ulan şerefsizler aşağıda cenazemiz var utanmıyor musunuz son ses müzik açmaya dedi.

-Ağabey ev sahibini çağırayım bir dakika dedim.

Murat biraz fevri konuşunca eleman buna yumrukla bir vurdu antreye uzattı bizimkini. Hepimizin morali bozuldu tabi ama Murat ortam bozulmasın diye bunların ölüsünü dirisini her gün birisi dedi boş verin filmi açın dedi. Filmi koyduk rakıları içmeye başladık ama benim aklım cenaze evindeydi. Dün gece orada birisi ölmüştü. Sabah yaşadıklarımız, çiftlik sahibinin söyledikleri, cenaze beni baya rahatsız etmişti. Birde aldığımız filmde Kuran okunuyordu. Elimizde rakı bardakları, hepimiz sarhoş olmuştuk. Ben çok korkuyordum bunlar ise benle korktuğum için alay ediyordu. Çiş için kalktım bunların hepsi salonda içip film izlemeye devam ediyordu. Tam lavabonun oraya geldiğimde odalardan birinden cam kapanma sesi geldi. Beni mi korkutacaklar diye baktım ama hepsi içerideydi ses  başka odadan gelmişti. İşeyip hızlıca yanlarına gittim. Sonra mutfağa su almaya giden arkadaş kireç gibi suratla geri geldi. Kapı çarpmış falan bunlar da korkmaya başladılar. Olaylar, cenaze, film çarpan kapı falan derken hepimiz birbirimizi korkutmuştuk. Ben içmeyi bırakmış boş boş salonun kapısından antreye bakıyordum.

Birden 1.50 boylarında kambur bembeyaz giysili kafası yeşil bir şey antreden geçti. Dalga geçerler diye kimseye bir şey söylemedim izlemeye devam ettim. Filmde gittikçe daha korkunç bir hal alamaya başlamıştı. Hepimizin kafası güzeldi. Burnumuzun dibini göremiyorduk kendimi ikna etmeye çalışıyordum hayır yanlış gördün. Ama gördüğüme yemin edebilirim gerçekti. Birden yeşil kafalı beyaz giysili kambur şey salonun kapısından içeri girdi. Onu gören Kenan korkudan düştü bayıldı. Murat fırlayıp dışarı koştu, bende heyecandan camı açtım, köşeye sıkışmıştım baktım marketin tentesi var atladım. Ayağım çatladı. İçeri giren kadın arkadaşım Murat geri zekalısının teyzesiymiş. O kadar yaşlı ki kadın ne ses duyuyor ne koku alıyor biz eve geldiğimizden beri içeride uyuyormuş.

Facebook Yorumları

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu buraya yazınız !
Lütfen isminizi buraya giriniz.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.