Çocuğa Düzenli Olmak Nasıl Öğretilir ?

Kimi ebeveyn, 10 yaşındaki oğlunun elbiselerini katlayıp dolabına yerleştiremediğinden, kimisi 12 yaşındaki kızının yatağını dağınık bırakıp okula öylece gittiğinden yakınır. Ebeveynler; çocuğa düzenli olmak nasıl öğretilir ? bu konuda size yardımcı olacak müthiş bir yazı derledik.

Anne babaların şikâyetçi oldukları konuların başında, çocuklarına kazandıramadıkları “düzen” alışkanlığı gelir.Aile içindeki düzensiz yaşam nedeniyle birçok evde çatışmaların ardı arkası kesilmez.

Çocuklara düzen alışkanlığının kazandırılması sanıldığı kadar zor, karmaşık ve imkânsız bir hadise değildir aslında, düzen insan için bir ihtiyaçtır. İnsanı rahatlatır. Kendini o düzenin, düzenli işleyen sistemin içinde güvende ve huzurlu hisseder. Çocuklar için de öyledir. Kaos ortamından, düzensiz, karışık bir odadan olumsuz etkilenirler. Düzenli olmak (hassasiyet dönemlerini kaçırmadan yaşına uygun olarak ) öğretilirse çocuk düzen duygusunu hayatı boyunca devam ettirir.

Hâlbuki düzen, öyle bir “ruhsal kazanımdır” ki çatışma arttıkça düzensizlik de artar. Bir çocuğun kendi yaşamını düzene koyabilmesi, ancak o çocuğun duygu dünyasının düzenli olması ile mümkündür.

Çocuğa düzenli olmak nasıl öğretilir ?
Öte yandan düzen, çocuklarda “belli dönemlerde” ortaya çıkan bir ihtiyaç hâlidir. Eğer anne babalar, çocuklardaki bu ihtiyacın oluştuğu dönemleri bilir ve bunu karşılamak için rehberlik ederlerse, böylesi bir çocuk hiç zorlanmadan düzenli yaşamı kendinde bir tarz hâline getirebilir.

Çocuğa Düzenli Olmak Nasıl Öğretilir ?

Düzen, üç ayrı yaş döneminde ortaya çıkar; bunların ilki 3 yaş, ikincisi 10 yaş ve üçüncüsü de ergenlik sonrası dönem, yani yaklaşık 19-20 yaş dönemidir.

Çocuklara en kolay düzen alışkanlığı kazandırılacak dönem, 3 yaş dönemidir.

Bu yaşlardaki çocuklar dikkatle izlenecek olursa, onların “içsel bir yöneliş” ile düzen oluşturma gayreti içinde oldukları gözlemlenebilir. Şöyle ki: Çocuklar bu dönemde düzeni sağlayabilmek için önce “alan” oluşturma çabası içindedirler. Zira düzen, ancak belirlenmiş bir alan içinde gerçekleşen eylemdir. Sınırları belli olmayan bir yerin tertip ve düzeni sağlanamaz.

Çocuğa düzenli olmak nasıl öğretilir ?

İşte çocuklar 3 yaş döneminde garip bir şekilde kendilerine “alan” oluşturmaya başlarlar. Masaların altına girer, masaların kenarlarını yastıklarla kapatırlar. Arkadaşları ile oynarken onlara ve kendilerine sınır çizerler, “Buraya sakın geçme” diye birbirlerini ikaz ederler. Bu yaş dönemindeki çocuklara ev içinde bir oyun çadırı kurulacak olursa, çocuklar bu çadırın içinde kendi yaşamlarını kurmaktan çok mutlu olurlar.

Çocuğun bu dönemde oluşturduğu alanlara ondan izinsiz girilemez, girilirse çocuk tepki verir.

İşte çocuğun kendi içsel yönelişi ile gerçekleştirdiği bu çaba fark edilemez veya engel olunursa, çocuk bir süre sonra artık masanın altına girmez olur, dolapların içine saklanmayı bırakır, kendi hayalî alanlarının sınırlarını kullanmaktan vazgeçer. Aslında bu trajik vazgeçiş, çocuğun kendini gerçekleştirmekten vazgeçmesi anlamına gelir.

Eğer ebeveynler bu dönemi kaçırırlarsa, bir sonraki düzen kazanım dönemi 10 yaş civarına denk gelir.

Bu yaş döneminde ise çocukta düzen ihtiyacı “kendi kişiliğini oluşturma mücadelesi” ile oluşur. Böylece, örneğin, kız çocukları, aynı annesi gibi çanta kullanmaya, erkek çocuklar babası gibi cüzdan taşımaya heves ederler.

Çocuk böylesi bir döneme girdiğinde, onun kendi kişiliğinin oluşumunu da destekleyecek şekilde, çanta, cüzdan, gözlük kılıfı, kalemlik gibi gereçlerin temin edilmesi oldukça önemlidir.

Yine bu dönemde çocuğun sadece kendisinin kullanabileceği bir odası olursa, düzen alışkanlığı “aidiyet hissi” ile de pekişir, daha bir kalıcı olur.

Ancak çocuğa verilen oda evdekiler tarafından “izinsiz” kullanılıyor, annesi çamaşırları o odaya seriyor, baba kendince odada değişiklikler yapıyor, girip çıkıyor ise böylesi bir çocuk “aidiyet duygusu ile düzen oluşturma gücünü” yitirir.

Eğer bu dönemde de ebeveyn çocuğuna gerektiği gibi rehberlik yapmadı ise, artık bir sonraki düzen ihtiyacının oluşacağı dönem beklenmelidir.

Çocukla tartışmak, onu aşağılamak, baskı altına almak, cezalandırmak geçici düzen oluştursa da, uzun vadeli olarak bakıldığında çocuğun düzen hissini derinden bozar.

Çocukların ergenlik döneminden sonra oluşturduğu düzen, içsel bir düzen değil, dış dünyaya düzensiz görünmemek adına düzendir.

Arkadaşları odasına girdiğinde, akrabaları onun çamaşırlarını ve pijamalarını yerlerde gördüğünde oluşan “mahcubiyet” hissi ile başarmaya çalıştığı düzendir ki bu oldukça yorucu bir çabadır.

Bütün bu bilgiler ışığında bakıldığında, aslında ebeveynlerin çocukları ile çatışmasına gerek olmadığını görüyoruz. Eğer bir çocuk düzensiz ise bu onun bir kabahati değil, gelişim dönemlerinde kendisine yeterince rehberlik yapılamamış olmasının bir sonucudur.

Son Olarak;
Hangi dönemde olursa olsun, çocuğun düzenli olabilmesi, ancak o çocuğun kendisine saygı duyuyor olması ile mümkündür.
Kendine saygıyı öğrenmemiş bir çocuğun duyarlılık dönemleri iyi geçse de o çocuk düzensizdir.

Pedagog Adem Güneş

Bir Çocuktan Anne ve Babalara Müthiş Öğütler

Kevin Hickey henüz 15 yaşında bir çocuk ve Londra’daki “Guy’s Hospital”ın çocuk psikiyatrisi servisinde yatıyor. Yapılan zeka ve kültür testleri Kevin’in aslında son derece aklı başında bir çocuk olduğunu ortaya koyuyor.

Bir Çocuktan Anne Babalara Müthiş Öğütler
Bir Çocuktan Anne Babalara Müthiş Öğütler

Doktorları ise Kevin’in ebeveynlerinin kendisini eğitememeleri sonucu bunalım geçirerek hastaneye düştüğünü belirtiyorlar.
Kevin bir gün hasta yatağında kağıdı kalemi eline aldı.
Bulunduğu durumu düşünerek yetişkinlere ve tüm eğiticilere hitaben 13 altın öğüt yazdı.
Küçük Kevin’in yazdığı bu öğütler şimdi İngiltere’de tüm psikolog, psikiyatrist, anne-baba ve öğretmenlerin bir numaralı rehberi.

İşte, bir çocuğun ibret alınması gereken ve asla unutulmamasını tavsiye ettiği kurallar:

1. Beni şımartmayın, aslında her istediğim şeyi elde edemeyeceğimi biliyorum, sadece sizi deniyorum.
2. Bana karşı kararlı davranmaktan çekinmeyin, bunu tercih ederim. Bu, benim kendimi daha güvende hissetmemi sağlar.
3. Benim yanlışlarımı benimle uygun bir dille konuşarak kötü huylar edinmemi engelleyin. Bunların erkenden ortaya çıkarılmasında ve önlenmesinde size güveniyorum.
4. Benim yanlışlarımı başkalarının önünde söylemeyin, benimle yalnız konuşursanız söylediklerinizi daha iyi anlarım.
[adinserter block=”5″]
5. Sizden nefret ettiğimi söylediğimde üzülmeyin. Aslında sizden değil, doğru davranışları öğrenemeyeceğimi düşünerek kendimden nefret ediyorum.
6. Herhangi bir olayın sonucunda beni kurtarmayın. Zor işlerden kaçmama fırsat vermeyin. Aslında bana acı vereceğini düşündüğünüz bu yollarla öğrenirim.
7. Benim küçük hastalıklarımı büyütmeyin; bunları yenecek güçteyim.
8. Düşüncesizce yerine getiremeyeceğiniz şeyleri yapacağınıza söz vermeyin. Bu sözler yerine getirilmediğinde çok kırıldığımı unutmayın.
9. Kendimi istediğim kadar iyi anlatamadığımı unutmayın; bunun için ara sıra yanlışlarım olabilir.
10. Dürüstlüğümü fazla zorlamayın; kolayca korkup yalan söyleyebilirim.
11. Tutarsız olmayın. Bu, benim kafamı iyice karıştırır ve size olan güvenimi sarsar.
[adinserter block=”5″]
12. Benden özür dilemeyecek kadar gururlu olmayın. Bazen içten bir özür beni size çok yakınlaştırabilir.
13. Unutmayın ki büyümek için sizin anlayışınıza ve sevginize muhtacım, ama bunu size söylemem gerekmez değil mi?

30-40 Yaşına Kadar Evlenemeyenler Neden Evlenemiyorlar? İşte Başlıca Nedenleri..

Zaman artık eskisi gibi anneannelerimizin veya annelerimizin yaşadığı zaman değil. Çıkarsız ve sonsuz güvene dayalı, yalnızca birinin sevilip onunla evlenileceği çağları ne yazık ki çok geride bıraktık. Şimdi aşklar ve sevgiler de diğer herşey gibi sahte, yapay ve belirli çıkarlar üzerine kurulu. O nedenle evlilik çağı gelen genç kızlar veya erkekler birine güvenmeye, inanmaya ve evlenmeye pek fazla sıcak bakamıyorlar. Çünkü bu kutsal birlikteliği kimse boşanma ile sonuçlandırmak istemez. o nedenle bu işe kalkışırken de çok iyi düşünüp doğru bir karar vermek gerekli. Peki evlilik yaşına gelmiş ama hala evlenmeye bir türlü adım atamayan insanlar neden evlenemiyor? İşte sebepleri..

Mükemmel olanı aramak..

Ukala ve samimiyetten çok uzak insanlarla zaman geçirmek..

Eskileri göz önüne alarak yenisine de güvenememek…

İlişkiler arası geçiş hızı. Evlenecek erkek arayayım derken ondan ona yıpranıyorsunuz.

Eski aşkı unutamamak..

Sevgililik dönemindeki bastıramadığınız cinsel dürtüler.

Evliliğin beraberinde getirdiği sorumlulukları düşünüp korkmak ve bu nedenle cesaret edememek..

Çocuğunuzun Zihin Gelişimini Desteklecek #14 Müthiş Oyun (2-5 Yaş)

Çocuğunuzun beyninin %90’ı 5 yaşına kadar şekilleniyor, o yüzden çocuğunuz 5 yaşına gelmeden önce beynini geliştirecek ve onu besleyecek oyunlar, aktivitelerle uğraşmasının çok önemli olduğunu biliyor musunuz?

Öğrenme sadece okullar, kitaplar veya sıkıcı aktivitelerle sınırlı bir iş değildir. Aslında, bu aktiviteler büyük küçük demen herkesin eğlenebileceği ve çocuğunuzun eğitimine de katkısı olacak olması bu işi daha da eğlenceli hale getiriyor!

İşte sizler için derlediğimiz çeşitli etkinlikler, umarız faydasını görürsünüz..

1- Lego yada Blok Birleştirme Oyunu


Bu, yıllardır oynanan ama asla eskimeyen en temel oyunlardan biridir. İhtiyacınız olan tek şey, tercihen farklı renk ve şekillerde bir dizi blok olup, kalan kısmını ise çocuğunuzun hayal gücüne bırakacağınız bir oyun. Şekil ve renk tanımadan yaratıcılığa ve zihinsel uyaranlara kadar, çocuğun gelişiminin tüm yönleri ile destekler ve açığa çıkarır.

2- Puzzle Yapma


Bu bir oyun olmasına rağmen, bu oyunun kaybeden tarafı yok. El-göz koordinasyonundan, mantıksal akıl yürütmeye doğru, tüm doğru parçaları birleştirir. En büyük faydası, puzzlenin tamamlanmasından sonra çocukta doğan özgüvenin, daha iyi bir benlik saygısına yol açması ve ertelemeyi engellemesidir.

3- Kelime Avcısı


Kelime/Alfabe kartları, bloklar veya mıknatıslar kullanarak, farklı kelimeler oluşturun. Ardından, resimli kartlar kullanarak çocuğunuzun resim ile, oluşturduğu kelimeleri eşleştirmesini sağlayın.

Örneğin, kedi sözcüğünü oluşturun. Çocuğunuza resmin görüntüsünü gösterebilir ve resmi doğru kelimenin yanına yerleştirmelerini sağlayabilirsiniz. Bu oyun alfabe tanıma, bellek yanı sıra kelime oluşumunu da artırabilir.

4- Rol Yapma oyunu


Öğretmen-öğretmen, doktor-hemşire ya da iyi cadı-kötü cadı, seçenekler sonsuz, rol oynama, yaratıcılığı ve hayal gücünü arttırmanın harika bir yoludur.

Bu oyun aynı zamanda çocuklarınız için doğru ahlaki düzeyi belirlemenize yardımcı olabilir, bu da topluma adaptasyon ve çevreye daha iyi uyum sağlamasına yardımcı olur.

5- Şunu Bul oyunu


İhtiyacınız olan tek şey, bazı oyun kartları ve onları yürümeye başlayan çocuklarla eşleştiren nesneler. Evde, parkta veya okulda olsun, yürümeye başlayan çocuğunuza çevreyi tanıtmanın eğlenceli bir yoludur.

Örneğin, çocuğunuza oyun kartındaki bir top görüntüsünü gösterin ve sizin için bulmasını isteyin. Çocuğunuza bilişsel gelişim ile birlikte doğru telaffuz ve nesne tanıma öğretmede çok yol kat ettirir.

6- Labirent Oyunu


Sola git Ya da git, doğru mu?
Geri dön? Ya da devam mı?
Labirentler çocukların çok sevdiği bir oyundur!
Çeşitli becerilere hitap ederler ve mükemmel bir şekilde BEYİN GELİŞİMİNDE etkin BİR etkinliktir.
Labirent etkinlik kitapları ya da oyuncakları piyasada mevcut. Bu aktivitenin önemli etkilerinden biri olarak geliştirilmiş motor becerileri, hayal gücü ve problem çözme olaylarını sayabiliriz.

Çocuğunuzun Labirenti Çözmesinin Sağladığı Avantajları:

a) Görsel Motor Beceri Geliştirme:
Labirent oyunu, çocuğunuzun bir çözüm denemeye çalışarak gözlerini sayfa boyunca taramasını gerektirir.
Tarama, okuma ve yazma için çok önemli bir beceridir.
b) İnce Motor Beceri Geliştirme:
Labirent oyunu ayrıca çocuğunuzun labirent arasında bir çizgi çizmesini gerektirir (dış hatlara dokunmadan).
Onun kalemini parmaklarıyla kontrol edebilmesi gerekiyor.
c) Problem Çözme Yeteneği:
Bir problem var – Labirent
Bir çözüm bulmaya ihtiyaç duyuyor – Labirentin içine gir ve çık ya da merkeze git.
Nasıl? – Farklı yollar bulun
Unutmayın Sorun Çözme Becerileri günlük hayatta gerekli olan en önemli becerilerden biridir.

GRUPLA OYNANAN OYUNLAR


Bir oyunda ebeveyn ve çocuk bağının olması harika bir yol olsa da, çocukların sosyal becerilerini geliştirmeleri de önemlidir. Sosyal beceri gelişiminden ayrı olarak, grup oyunları, yürümeye başlayan biri paylaşımı, empati ve gelişmiş iletişim becerilerini öğretir. Bu kendine güvene giden yolun başlangıcıdır.

Bu ksımda sadece bir çocuk grubuyla bazı grup oyunları oynamayı veya büyük bir aileniz varsa, onların da katılmasını sağlayarak oynayabilirsiniz.

7- Masa Oyunları


Ludo, Şeker Ülkesi ve Satranç – bunlar en iyi masa oyunlarından bazıları.
Masa oyunları çocuklara SABIRLI OLMAYI öğretir, çocuk oynamak için sırasını beklemek zorundadır.

8- Simon Derki


Ayaklarına dokun, arkanı dön, kırmızı rengi bul, elini çırp, zıpla, elini salla … liste uzayıp gidebilir ama çocuğunuz bu oyunu oynamaktan yorulmaz. En iyisi yetişkinler veya biraz daha büyük çocuklar olan bir grupta bu oyunu oynamak, daha iyi bir sosyal gelişime yol açan dinleme becerilerini ve yorumlama becerilerini geliştirmeye yardımcı olacaktır.

Yapmanız gereken tek şey çocuğunuza ‘Simon dans ya da zıplama’ kelimeleriyle başlayan bazı komutlar vermektir ve yürümeye başlayan çocuk puan alacak ve oyun devam edecek. Eğer Simon’a başlama (hareket etme) komutu verirseniz ve çocuk oynamaya başlarsa, puan kaybeder. Sonunda en yüksek puanı olan kişi kazanır…

9- SAKLAMBAÇ


Bu çok eski bir oyun, eskiler iyi bilir bu oyunu. Saklan veya Ara, adı gibi saklı faydalarla doludur bu oyun.
Çocuğunuzun sizi bulmasını ya da tersini bulmasını istemeniz gerekiyor. Daha fazla insan olursa, oyun daha eğlenceli olacaktır.
Fiziksel egzersiz dışında, bu oyun çocuğunuzun hem saklanma hem de arama yapmak için yerleri düşünmesini sağlar. Problem çözme becerilerini ve nesne analizlerini erken bir aşamada geliştirmeye yardımcı olur.

10- Müzikli Numaralar


Saymayı öğrenmenin eğlenceli bir yolu, tek ihtiyacınız olan bazı sayı kartları ve 1-10 arasındaki farklı nesnelerdir (beceri setine göre ayarlanır).

Nesneleri düz bir şekilde veya daireye rastgele farklı miktarlarda yerleştirin. Müziği çalın ve çocuğa nesneleri çevirmesini isteyin.

Müzik durduğunda, bir sayı kartı çekin ve çocuğun doğru numarayı bulması ve yanında durması gerekir.

Numara tanımlama kadar saymayı öğrenmek için harika bir yol. Sayılar ayrıca bir nesne veya alfabe kartları ile birlikte kullanılabilir.

11- Don oyunu

,
Geniş bir stimülasyon sağlayan ve dünyayı dolaşan bir başka klasik oyun da Done olarak bilinen oyundur. Müziğin arka planda çaldığı ve çocukların hareket etmeye ve farklı bir eylemde bulunmaya ihtiyaç duydukları basit, yatırımsız bir oyun. Müzik durduğunda, hala farklı pozlarda olmalılar. Bu oyun en iyi bir grup halinde oynanır. Bu oyunun artı noktası, her yerde oynanabilir ve takım ruhunu ve hayal gücünü arttırmaya fayda sağlar.
Oyunu daha ilginç hale getirmek için, müzik durduktan hemen sonra bir şeyi çağrıştıracak bir kelime söyleyin.
Mesela – kelime “anne” olsun. Çocuklar annelerinin neye benzediğini düşündükleri çeşitli pozlarda don haline geçmelidirler. Liste baba, kız kardeşi, hayvan vb. ile devam edebilir.
Sosyal becerilerini geliştirmek ve onların gözlem güçlerini ölçmek için eğlenceli bir yoldur.

12- Yeni Diller


BİLİYOR MUSUN?
Çocuğunuz 2 veya daha fazla dil (İngilizce dışında) konuşuyorsa, yazım ve dilbilgisinde daha iyi olma olasılığı daha yüksektir, çünkü kalıpları daha iyi anlayabilmekte ve dilin kurallarını anlamasını ve hatırlamasını kolaylaştırmaktadır.

6 yaşına kadar bir çocuk en iyi öğrenci ve gözlemcidir. Çevresinden her saniye öğreniyor. Onu farklı dillere teşhir etmek, yaşam boyunca yeni şeyler öğrenmek için yeteneklerini artıracaktır.

Beynin hem sağ hem de sol bölgelerini eşit olarak harekete geçirecek ve bu tür çocuklar başka türlü olduğundan daha iyi öğrenme ve kavrama güçlerine sahip olacaklar.

13- SPOR


Sabırdan sosyal gelişime, motor becerilere kadar her şey spor yaparken beslenir ve desteklenir. Aynı zamanda ebeveyn çocuk bağının en iyi yollarından biridir.

İşte bir ya da bir grup olarak oynanabilecek birkaç oyun:
Atlama
Basketbol
Yakalamaç
Futbol
Yerden Yüksek
Mendil Kapmaca

14- YARATICILIK VE İLETİŞİM


Bu aktiviteler beceri arttırıcılara daha çok benziyor. Gelecek için bir pencere. Çocuğunuzun potansiyelini, doğuştan gelen yeteneklerine tanıtarak veya onların eğilimlerine dayanarak açabilirsiniz.

Aşağıda çocuğunuzun potansiyelini bulmanın ya da inşa etmenin çeşitli yolları var!

ŞARKI SÖYLEME – Şarkı, beynin olumlu merkezlerini harekete geçirir ve geliştirir ve aynı zamanda büyük bir destek olan şarkıları ezberlemeye de ihtiyaç duyar.

DANS – Dans etmek, beyin + motor becerileri + sosyalleşme ve güvenin koordinasyon yeteneklerini geliştirir.

EL VEYA PARMAK BOYAMA – Eğlenceli, renkli, yaratıcı ve yaratıcı (Daha fazlasını söylemem gerekir)?

MÜZİK ALETİ ÇALMAK – Oluşturulan sesler beyin için nirvana gibidir. Çocuğunuz bu müziği oluşturan kişidir. Duygusal becerileri, IQ ve sosyal becerileri beslemek için harika bir yoldur. Motor becerileri de burada devreye giriyor.
Bu da, bir çocuğun disiplini ve sabrı öğrenmesi için harika bir yol olan bir aletin ciddi öğrenmesine yol açabilir.
Tek yan etkisi, yüksek sesle gürültüden şikayet eden komşudur!

KİTAP OKUMA – Dil ve iletişim becerilerini geliştirmenin en iyi yolu.
Okuma hayal gücünüzü ve YARATICILIĞIN en güçlü temellerinden birini oluşturmanın en iyi yoludur.

Bunlar, çocuğunuzu kişiliğini ve ilgisini geliştirmeye yardımcı olabilecek çeşitli etkinliklere maruz bırakmanın bazı harika yollarıdır.
Sonuçta, çocuğu besleyen en önemli etkinin SEVGİ olduğunu da unutmamak gerekir!

Çocuk Sağlığı Hakkında Doğru Bilinen 10 Yanlış

Çocuklarımızın sağlığıyla ilgili doğru bildiğiniz bazı yanlışlar çok ciddi hastalıklara ve hatta hayati önem taşıyan taşıyan tehlikelere bile neden olabilir.

Yanlış #1
“Yeni doğan her bebekte sarılık görülür.”

Yeni doğan her bebekte sarılık olmaz. Erken doğan, düşük doğum tartılı,çok iri, tartı kaybı fazla ve kan uyuşmazlığı olan bebeklerde sarılık riski fazladır. Yenidoğan sarılığı sanıldığının aksine bulaşıcı değildir.

Yanlış #2
“Sarılık olan bebeğe şekerli su içirmek ve sarı giydirmek iyi gelir.”


Sarılık olan bebeğe asla su yada şekerli su verilmemelidir. Sarılık olna bebeğin sık sık anne sütüyle beslenmesi gerekmektedir. Üstelik nasıl ki kırmızı giydirince kızamık geçmiyorsa :)sarı renk giydirince de sarılık geçmez.

Yanlış #3
“Yenidoğan bebeklerin cildine tuz sürmek isilik ve pişiği önler.”


Çok yanlış ve tehlikeli bir inanıştır. Ciltten emilen tuz, bebeğin ölümüne bile sebebiyet verebilir. Bunun için eczanelerden pişik önleyici kremler alınması daha doğrudur.

Yanlış #4
“Kabız olan bebeğe zeytinyağı içirilmelidir.”

Bebeklere ya da çocuklara doğrudan zeytinyağı içirmek doğru bir davranış değildir. Tam içtiği sırada öksürükle zeytinyağı akciğere kaçabilir ve kabızlıktan daha tehlikeli bir tablo ortaya çıkabilir. Kabız olan çocuğa lifli gıdalar verilmeli, yemeklere zeytin yağı katılmalıdır.

Yanlış #5
“Bebekte deri döküntüleri geçici olduğu için üzerinde durulmamalıdır.”

Deri döküntüleri bazen çok önemli hastaşıkşarın habercisi olabilmektedir. Vucudun neresinde ve ne şekilde olduğu mutlaka bir çocuk hekimi tarafından değerlendirilmelidir.

Yanlış #6
“Diş Çıkaran Bebeğin Ateşi Hızla Artar ve İshal Olur.”

Diş çıkarma döneminde bebeğin vucudu ısınır. Ancak ateş düşürücü gererktirecek kadar ateşi çıkmaz. Bu dönemde bebeklerin kakasında yumuşama olur ancak belirgin bir ishal, ateşya da karın ağrısı olmaz.

Yanlış #7
“Bebeklerin emzik emmesi diş eğriliğine, dudak sarkmasına sebep olur; parmak emmeleri daha iyidir.”

Bebeklerin emzik emmesi 2 yaşına geldiğinde, parmak emmesi ise 3 yaşına geldiğinde bıraktırılmalıdır. Süreç uzarsa çocıukların diş ve damak yapısı bozulur.

Ellerimizi Neden Yıkamalıyız ?

Ebeveynlerin çocuklarına sık sık hatırlattığı önemli bir mevzu, el yıkama mevzusu. Yemekten önce ellerini yıka, dışarıdan gelince elini yıka, yemekten sonra ellerini yıka. Peki ya neden ? Ellerimizi neden yıkamalıyız ? Bunu size basit bir deneyle anlatmaya çalışayım, hatta siz de evde bu deneyi kendiniz de yapabilirsiniz.

İhtiyacımız Olan Malzemeler:

  • 3 dilim ekmek
  • ​3 tane açılıp kapanabilir saklama torbaları

Üç tane kilitli poşet alalım ve her birine Kirli, temiz ve kontrol diye üç tane etiket yapıştıralım.

Kirli olan torbaya koyacağınız ekmeğe evdeki herkes dokunsun. Dokunan herkes ellerini yıkasın ve diğer dilime dokunsun. Bunu da temiz olarak etiketlediğiniz torbaya koyun. Son kalan dilimi kimseye dokundurmadan kontrol olarak etiketlediğiniz torbaya koyun. Hazırladığınız bu paketleri serin ve kuru bir yerde muhafaza edin. Günlük olarak kontrol ettiğinizde ekmekler deki oluşan küfün yoğunluğu neden ellerimizi yıkamamız gerektiğini bize anlatabilecek en iyi örnektir.