Peygamber Efendimiz (asv)’in kabrinin etrafı, ne zaman ve kim tarafından kurşunla kaplanmıştır?

Peygamber Efendimiz (asv)’in kabrinin etrafı, ne zaman ve kim tarafından kurşunla kaplanmıştır?

Sabri Paşa’nın Mir’âtu’l-Haremeyn’de yazdığına göre Mağrib (Fas) müşriklerinden (putataparlardan) iki kişi, zâhid derviş kıyafetine bürünerek Medine’ye gelip Peygamber Mescidi’nin yakınında bir yerde ikamet etmeye başlarlar. Bunların amacı, Hz. Peygamber (asv)’in naaşını çalıp Mağrib’e götürmektir.

Rüyasında üç kez görür

557 Hicrî (1161 M.) tarihinde Suriye hükümdarı olan Türk Atabeklerinden Nureddin Şehîd (Mahmud ibn Zengî), gece kalkıp teheccüd namazını kıldıktan ve virdini yaptıktan sonra, uyuduğunda üç kez rüyasında gördüğü Hz. Peygamber (asv), kendisine iki suratsız kişiyi göstererek, “Ey Nureddin, beni bunlardan kurtar.” der.

Nureddin Şehîd, uyanınca veziriyle de istişare ettikten sonra, yanına yirmi muhafız alarak Medine’ye gider. Halka para dağıtacağını, herkesin hükümdarın huzuruna gelmesini ilan ettirir. Herkes gelir, ama rüyada kendisine gösterilenlere rastlamaz.

“Onlar sadaka almaz”

Bunun üzerine, “Henüz gelip sadakasını almayanlar var. Onlar da gelip sadakalarını alsınlar.” der. “Gerçi Peygamber (asv)’in kabrinin kıble tarafına düşen Ali Ömer yurdunda oturan iki mücavir derviş varsa da, onlar fakirliği yeğleyen zâhidlerdir, sadaka almazlar.” diye cevap verirler.

Ancak Nureddin Şehîd, mutlaka onların da getirilmelerini emreder. Getirilenlerin, rüyada kendisine gösterilen kişiler olduğunu anlayan Nureddin Şehîd, adamların kaldığı odaya girer. Odanın içinde nefis kitaplar ve değerli eşyalar görür. Zemindeki hasırı kaldırınca, Peygamber (asv)’in kabrine doğru giden bir gizli tünel bulur.

Nureddin Şehîd’in sorguya çektiği adamlar, Mağrib tarafından geldiklerini, Peygamber (asv)’in naaşını alıp Mağrib’e götürmek için bu tüneli kazdıklarını, çıkan toprağı geceleri torbalara koyup gündüzleri ziyaret bahanesiyle gittikleri Baki Kabristanı’na döktüklerini itiraf ederler.

Devamla derler ki: “Hz. Peygamber (asv)’in kabrine yaklaştığımızda geceleyin gök gürlemeleri ve şimşekler bizi o kadar korkuttu ki aklımız başımızdan gitti. O sabah da sizin burayı teşrif ettiğinizi duyduk.”

Bu sözleri duyunca göz yaşlarını tutamayan Nureddin, adamların boyunlarını vurdurur ve hemen Peygamber (asv) kabrini çevreleyen derin bir hendek kazdırıp içini kurşun eriyiğiyle doldurtmak suretiyle Kabr-i Şerifi muhafaza altına alır.

(Eyüp Sabri Paşa, Mir'âtu'l-Haremeyn, S. 684-686, İst. 1304)