1 fincan kahveye 100 tl verir misiniz?

Doğru duydunuz hemde kahve misk kedisi denilen hayvanın dışkısından toplanan kahve çekirdekleri ile yapılıyor. Endonezya’da üretilen dünyanın en pahalı kahvesi oldukça popüler. Peki pahalı olmasının sebebi ne?

Üretim oldukça az ve oldukça lezzetli kahve. Yılda sadece 400 kg civarında orijinal luwak kahvesi üretilebiliyor.

Misk kedisinin ataları kedi ve tilkiden gelmektedir bu hayvan oldukça asabi ve tropikal iklimde yaşayan bir canlıdır. Genellikle papaya, muz, mango ve kahve çekirdekleri ile beslenmektedir. Kahve çekirdeklerinin en iyilerini toplayan hayvan kahvenin kalitesini artırıyor. Ayrıca midesinde meyve ile harmanlanan kahve çekirdekleri daha yumuşak ve aroma kazanıyor. Daha sonra dışkılar toplanıp kurutuluyor. Kahve çekirdekleri kabuklarından çıkartılıp odun ateşinde kavruluyor. Toz veya çekirdek olarak paketleniyor. Bir çok süreçten geçen kahve göründüğünün aksine oldukça temiz hatta yapılan araştırmalarda kahvenin diğer kahvelere göre bakteri oranı daha az çıkmıştır.

Yolunuz Endonezya’ya düşerse kesinlikle tatmanız gereken bir lezzet.

Yaşadıkları Adanın Kıyısına Yaklaşmayı Deneyenleri dahi Öldüren Dünyanın En İlkel Kabilesi

Kuzey Sentinel Adası, Bengal Limanı’nda Myanmar ile Endonezya arasında yer alan bir ada olup adada yaşayan kavim hiçbir zaman sömürge altına girmeyip insanlıkla bağlantıya geçmemişler.

Bu insanlar Taş Devri zamanından kalan son kavim olup kültürleri modern uygarlığın dokunmadığı son kavim olarak biliniyor. Normal şartlar altında ada Hindistan’a bağlı olmasına rağmen, hiç kimse adayı ziyaret etmeye ve Sentineller Kabilesi’ne yaklaşmaya cesaret edemiyor. Bunun nedeni ise kabilenin aşırı derecede vahşi ve düşmanca tavrı olarak gösteriliyor. Adayı ziyaret etmeye çalışan herkes saldırıya uğrayıp yaralandı ya da öldürüldü.

Sentineller Kabilesi ile bağlantı kurma denemeleri:

1896 yılında hapisten kaçan Hintli mahkum derme çatma salıyla Kuzey Sentinel sahiline ulaşmayı başardı. Maalesef birkaç gün sonra ölü olarak sahilde bulundu.


2 Ağustos 1981’de Primrose gemisi Kuzey Sentinel kayalıklarında karaya oturdu. Mürettebat ellerinde mızrak ve oklarla onlara doğru koşan erkekler gördü Kaptan her ne kadar radyo frekansıyla yardım çağrısında bulunsa da karşılık alamadı. Şans eseri mürettebat suya atladı ve suyun bulanık olması sayesinde kurtulmayı başardılar ve birkaç gün sonra helikopter yardımıyla kurtarıldılar.

Daily Mail’ın haberine göre geçen yıl balıkçıların yoğun olarak gittiği bölgede kabileden 7 erkek, Hint Sahil Güvenliği tarafından yakalandı. Balıkçılardan birinin ifadesine göre, balıkçı adada kabileye yakın bir yerden karaya çıkıyor ve burnu bile kanamadan kaçmayı başarıyor.
Kabile insanlarının haklarını koruyan organizasyon olan Survival International, Sentineller Kabilesi’ni ‘Yeryüzünde yaşayan en korumasız toplum’ olarak tanımlıyor ve grip ve kızamık dahil hiçbir hastalığa bağışıklığının olmadığının altını çiziyor.

2004 yılında yaşanan Hint Okyanusu deprem felaketinden sonra Hindistan hükümeti bölgeye helikopter yollayarak kabilenin durumunu inceledi. Diğer adalarda ağır hasar meydana gelmesine rağmen Kuzey Sentinel Adası’nda ve yerlilerinde hiç hasar olmaması merak uyandırdı.
Helikopter bölgenin üzerinde uçarken bir grup kabile üyesi helikoptere taş ve mızrak fırlattılar.

Sentineller Kabilesi hakkında daha çok ne biliyoruz?

Sentineller Kabilesi’nin 60.000 yıldır adada yaşadıklarına inanılıyor. Bu inanılmaz ve izole zaman dilimi içerisinde dış dünyaya karşı düşmanlık beslemelerinin nedeni geçmişte dış dünyayla yaşadıkları problemler olabilir. Kabileyi korumak ve gereksiz şiddeti önlemek için, Hindistan hükumeti adaya 3 milden daha fazla yaklaşmayı yasakladı.


Ada ve yerlileri hakkındaki araştırmanın yetersizliğinden dolayı çok fazla bilgiye sahip olamıyoruz. Kabilenin 50 ile 400 arasında olduğu tahmin ediliyor ve kabilenin avcılık ve toplayıcılıkla geçindiği biliniyor. Ağaçların yoğunluğundan dolayı adayı havadan da gözlemlemek oldukça zor. Bu durum kabile halkının tarımla çok alakasının olmadığını gösteriyor.

Dış dünyayla bağlantılarının olmaması onların bu kadar uzun zamandır yaşamalarının nedeni olabilir. Kabilenin okyanusun ortasında ve uygar dünyadan uzakta ne kadar daha yaşayabileceği merak konusu olmaya devam etse de dünyayla bağlantılarının olmaması onlar için iyi bir durum olduğunu söyleyebiliriz.