Google’dan “İlkbahar geldi!” doodle, İlkbahar başlangıcı ne zaman?

İlkbahar mevsimi için geri sayım sürüyor. Uzun süren kış ayının ardından İlkbahar mevsimine giriyoruz. İlkbahar mevsiminin gelişine özel dünyaca ünlü arama motoru Google tarafından doodle hazırlandı. Vatandaşlar hazırlanan doodle’a tıklayıp İlkbahar mevsimine ilişkin araştırmalara başladı.

Dünyaca ünlü arama motoru Google’a giriş yapanlar bugün “İlkbahar geldi” doodle’ı ile karşılaştı. Yüzleri gülümseten doodle ile karşılaşan Google kullanıcılarının cevabını en çok merak ettiği ve arattığı sorular arasında ise “İlkbahar ne zaman?” sorusu yer alıyor. Peki, ilkbahar ne zaman? İşte, 2020 ilkbahar başlangıç tarihi…

İLKBAHAR NE ZAMAN?

"<yoastmark

İlkbahar her yıl 21 Mart günü başlar ve 23 Haziran yaz ekinoksuna kadar devam eder. Bu yıl yani 2020 yılında ise ilkbahar 21 Mart Cumartesi günü başlıyor. 21 Mart Cumartesi aynı zamanda ekinoks tarihi… Peki, ilkbahar ekinoksu nedir? İşte merak edilen detaylar…

21 MART EKİNOKSU

21 Mart durumu: Kuzey ve Güney Yarım Küre, Güneş ışınları öğle vakti Ekvator’a 90°’lik açı ile düşer. Gölge boyu Ekvator’da sıfırdır. Güneş ışınları bu tarihten itibaren Kuzey Yarım Küre’ye dik düşmeye başlar. Bu tarihten itibaren Güney Yarım Küre’de geceler, gündüzlerden uzun olmaya başlar. Kuzey Yarım Küre’de ise tam tersi olur. Bu tarih Güney Yarım Küre’de Sonbahar, Kuzey Yarım Küre’de İlkbahar başlangıcıdır. Aydınlanma çemberi kutup noktalarına teğet geçer. Bu tarihte Güneş her iki kutup noktasında da görülür. Dünya’da gece ve gündüz süreleri birbirine eşit olur. Bu tarih Güney Kutup Noktası’nda altı aylık gecenin, Kuzey Kutup Noktası’nda ise altı aylık gündüzün başlangıcıdır.

Ekinoksların yarımküreye göre durumları ise şöyle;

Kuzey Yarıküre’de yaklaşık olarak 21 Mart İlkbahar Ekinoksu – 23 Eylül Sonbahar Ekinoksu’dur.

Güney Yarıküre’de yaklaşık olarak 21 Mart Sonbahar Ekinoksu – 23 Eylül İlkbahar Ekinoksu’dur.

Baharın Habercisi Çiçekler

İlkbaharda ağaçlar çiçek açar, hava sıcaklığı artmaya başlar. Bu mevsimde karların erimesi ve bol miktarda yağışın olması ile su yatakları olan dereler, göller, göletler ve barajlar su ile dolar.

Bilhassa bu mevsimde yerel hava depresyonu olarak meydana gelen hava değişikliklerinde, halk arasında Kırk İkindi adı verilen sağanak yağışlar başlar. Bu yağışlarla şiddetli gök gürültüsü, yıldırım düşmesi, dolu tehlikesi ve sel felaketleri de görülür. Bazen bu yağışlar çiftçilere çok zarar verir.

İnsanlar üzerinde de sağlık açısından olumsuz etkileri olabilir. Yorgunluk, halsizlik ilkbaharın insanlar üzerindeki olumsuz etkilerindendir. Bu duruma tıp dilinde kısaca bahar yorgunluğu denir.

Türk Kahvesi Kültürü ve Önemi

Şimdi izninizle zamanda uzun bir yolculuğa çıkıyor ve yüzyıllar öncesine ışınlıyoruz. 16.yüzyıldayız. Yer ise İstanbul.

Yeni keşfedilen kahvenin bugünkü Türkiye sınırlarına girdiği ve yeni bir kültürün oluşumunu başlattığı yıllar bunlar. Bugün bile “40 yıl hatırı var” dediğimiz Türk kahvesinin çok sevildiği, halk tarafından bağrına basıldığı bu yıllardaki ilginç bir yasadan bahsedeceğiz size.

Zira o günlerde evlilikleri bitiren şey şiddetli geçimsizlikten ziyade kahve olabiliyormuş. Diğer bir deyişle kanunlar çerçevesinde kadınlar kocalarını bir kahve yüzünden boşayabiliyormuş.

Oldukça ilginç değil mi? Gelin detaylarına geçelim.

İlk kahve dükkanımız 1554’te açılıyor


Günümüzde sabahları içmeden kendime gelemediğimiz, nice koyu sohbetin eşlikçisi, gün boyunca fincan fincan içmeden duramadığımız kahvenin kökeninin Arap Yarımadası olduğu söyleniyor. Yemen’in Mocha sahilinden önce Mısır ve Kuzey Afrika’ya hareket eden kahve 16. yüzyılda ise Orta Doğu’ya ve Türkiye’ye ulaşıyor. Öyle ki domatesin bile 17. yüzyılda ülkeye geldiği düşünülürse kahveyle 16. yüzyılda tanışmış olmamızın önemli bir yeri var tarihimizde.

1554 yılında İstanbul’da ilk kahve dükkanının açılmasıyla Osmanlı’da kahve ve kahvehane kültürü başlıyor. Avrupa’nın kahveyle tanışması ise bizden çok daha sonra.

Erkekler için kahvehaneler buluşma ve sohbet mekanlarına dönüşüyor


Kahvenin neden kanunlarda yer alacak kadar önemli olduğunu anlamamız içinse biraz önce bahsettiğimiz Osmanlı’da kahve ve kahvehane kültüründen kısaca bahsetmek gerekiyor.

Kahvenin memleket sınırlarına girmesiyle ve ilk kahvehanenin açılmasıyla her mahallede peşi sıra kahvehaneler açılmaya başlar. Üstelik hepsinin de farklı konsepti vardır; hamal kahvehaneleri, esnaf kahvehaneleri, yeniçeri kahvehaneleri, tulumbacı kahvehaneleri gibi…

Kahvehaneler zamanla sadece kahve içilen yerler değil, insanların bir araya gelip bugünün terimiyle “sosyalleştiği”, buluşma ve sohbet mekanı olur. Şu sözün nereden geldiğini böylece daha iyi anlamış oluruz biz de: “Gönül ne kahve ister ne kahvehane, gönül sohbet ister kahve bahane.”

Böylece kahve sadece bir içecek olmaktan çıkıp bir kültüre dönüşmeye başlar. Kahvehanelerin zamanla siyasi sohbetlerin sıklıkla yapıldığı yerler haline dönüşmesi ise Osmanlı Devleti’ni endişelendirir ve bir süreliğine kahvehaneler yasaklanır. Ancak halk kahve kültürünü benimsemiştir bir kere, ardı ardına seyyar kahvehaneler ortaya çıkmaya başlar. Kanuni Sultan Süleyman kahvehaneleri kapatmaya çalışmaktan yorulur ve bir strateji değişikliğine başvurur. Edebi ve tarihsel değeri yüksek konularla ilgili hikayeler yazılmasını ve bunların kahvehanelere dağıtılmasını emreder. Böylece insanlar daha çok kültürel konulara yoğunlaşsın, siyaset konuşmasın ister. Böylelikle kahvehaneler de zamanla bir nevi kütüphanelere dönüşür.

Kahvehanelerden bahsettik, asıl konuya gelmeden önce şunun da bilinmesi gerek: Kahvehaneler ve buralarda yapılan sohbetler sadece erkekler için. Yani kadınlar kahvehanelere gidemiyor. Ama kadınlar kahve sohbetinden geri kalmak istemiyorlar ve hamam eğlencelerine kahveyi de dahil ediyorlar. Yani hamamlar kadınların kahvehanelerine dönüşüyor. Bir nevi…

Kadın kahveyle evde buluşuyor, eve yeterince kahve getirmeyen kocayı da yasalar çerçevesinde boşayabiliyor


O dönemin erkekleri kahvehanelerde fincan fincan kahve içerken kadınların toplum içinde kahve içemiyor oluşu ise erkeklerin eve kahve getirme zorunluluğunu doğuruyor. Kahve memlekete girer girmez kahvenin içilebilir bir şey olduğuna dair fetva veren Osmanlı Devleti bir yasa daha çıkarıyor ve şöyle diyor: “Hangi erkek evine yeterince kahve getirmezse, karısı onu boşama hakkına sahiptir.”

Kadınlara ilginç bir güç veren bu yasa bir yandan da kahvenin o dönemde en az ekmek kadar değerli bir besin maddesi olduğunu da kanıtlıyor. Diğer bir deyişle 16. yüzyılda İstanbul’da yaşayan her evli erkek evine kahve getirmek zorunda, yoksa evlilikler çatırdıyor, izdivaçlar bitiyor.

Oldukça ilginç değil mi?

Peygamber Efendimiz (asv)’in kabrinin etrafı, ne zaman ve kim tarafından kurşunla kaplanmıştır?

Peygamber Efendimiz (asv)’in kabrinin etrafı, ne zaman ve kim tarafından kurşunla kaplanmıştır?

Sabri Paşa’nın Mir’âtu’l-Haremeyn’de yazdığına göre Mağrib (Fas) müşriklerinden (putataparlardan) iki kişi, zâhid derviş kıyafetine bürünerek Medine’ye gelip Peygamber Mescidi’nin yakınında bir yerde ikamet etmeye başlarlar. Bunların amacı, Hz. Peygamber (asv)’in naaşını çalıp Mağrib’e götürmektir.

Rüyasında üç kez görür

557 Hicrî (1161 M.) tarihinde Suriye hükümdarı olan Türk Atabeklerinden Nureddin Şehîd (Mahmud ibn Zengî), gece kalkıp teheccüd namazını kıldıktan ve virdini yaptıktan sonra, uyuduğunda üç kez rüyasında gördüğü Hz. Peygamber (asv), kendisine iki suratsız kişiyi göstererek, “Ey Nureddin, beni bunlardan kurtar.” der.

Nureddin Şehîd, uyanınca veziriyle de istişare ettikten sonra, yanına yirmi muhafız alarak Medine’ye gider. Halka para dağıtacağını, herkesin hükümdarın huzuruna gelmesini ilan ettirir. Herkes gelir, ama rüyada kendisine gösterilenlere rastlamaz.

“Onlar sadaka almaz”

Bunun üzerine, “Henüz gelip sadakasını almayanlar var. Onlar da gelip sadakalarını alsınlar.” der. “Gerçi Peygamber (asv)’in kabrinin kıble tarafına düşen Ali Ömer yurdunda oturan iki mücavir derviş varsa da, onlar fakirliği yeğleyen zâhidlerdir, sadaka almazlar.” diye cevap verirler.

Ancak Nureddin Şehîd, mutlaka onların da getirilmelerini emreder. Getirilenlerin, rüyada kendisine gösterilen kişiler olduğunu anlayan Nureddin Şehîd, adamların kaldığı odaya girer. Odanın içinde nefis kitaplar ve değerli eşyalar görür. Zemindeki hasırı kaldırınca, Peygamber (asv)’in kabrine doğru giden bir gizli tünel bulur.

Nureddin Şehîd’in sorguya çektiği adamlar, Mağrib tarafından geldiklerini, Peygamber (asv)’in naaşını alıp Mağrib’e götürmek için bu tüneli kazdıklarını, çıkan toprağı geceleri torbalara koyup gündüzleri ziyaret bahanesiyle gittikleri Baki Kabristanı’na döktüklerini itiraf ederler.

Devamla derler ki: “Hz. Peygamber (asv)’in kabrine yaklaştığımızda geceleyin gök gürlemeleri ve şimşekler bizi o kadar korkuttu ki aklımız başımızdan gitti. O sabah da sizin burayı teşrif ettiğinizi duyduk.”

Bu sözleri duyunca göz yaşlarını tutamayan Nureddin, adamların boyunlarını vurdurur ve hemen Peygamber (asv) kabrini çevreleyen derin bir hendek kazdırıp içini kurşun eriyiğiyle doldurtmak suretiyle Kabr-i Şerifi muhafaza altına alır.

(Eyüp Sabri Paşa, Mir'âtu'l-Haremeyn, S. 684-686, İst. 1304)

Bermuda Şeytan Üçgeninin Sırrı Nedir?

Yıllarca esrarını koruyan Bermuda şeytan üçgeni sırrı nedir, bu üçgenin bulunduğu bölgeyi bu kadar gizemli yapan şey nedir ? nasıl açıklanabilir?

Bölge üzerinden geçen uçak, jet ve gemilerin bir anda ortadan kaybolması üçgen şeklindeki bölgenin sırrının her geçen gün daha fazla merak edilmesinin en büyük nedenlerindendir.

Bermuda Şeytan Üçgeni Sırrı Nedir ?

Yine aynı bölgeden geçen ve Gulf Stream olarak adlandırılan sıcak su kaynağının yeryüzüne ulaştığı anda katı hale gelen hidratı eritmesi sebebiyle suyun yoğunluğundan daha hafif olan kütleler yüzeye çıkarak suyun kaldırma kuvvetinin ortadan kalkmasına neden olur.

bermuda şeytan üçgeni sırrı nedir

Bölgeden geçen deniz taşıtlarının bir uçuruma düşer gibi deniz tabanına düşmesine neden olan oluşum, konunun uzmanları tarafından Bermuda şeytan üçgeninin sırrı çözüldü şeklinde medyayla paylaşılmıştır.

Hidratların yükselmeye devam etmesi sebebiyle havanın yoğunluğu da azalır ve bu sonuç havadaki oksijenle çalışan jet motorlarının da durmasına neden olur.

Uçakların irtifa kaybetmesinin sebebi olan oluşum hava taşıtlarının da aynı deniz taşıtları gibi deniz tabanının dibine ani bir şekilde düşmesini sağlar.

Bermuda Şeytan Üçgeni Nedir?

Yapılan sayısız araştırmaya rağmen açıklanamayan ve olağanüstü bir güç olarak tanımlanan bölgenin tarihi Kristof Kolomb’un tuttuğu günlüklere kadar uzar.

Bu bölgedeki her şeyin aniden uçtuğunu belirten kaşif, bölgedeki çalışmalara yön verecek bilgileri kayıt altına almayı başarmıştır.

Peki, büyük bir sırra sahip olan Bermuda şeytan üçgeni nerede? Kayıp kıta olarak adlandırılan Atlantis’in ortadan kaybolmasında da etkili olduğu düşünülen bölge, sahip olduğu gizem sayesinde dünyanın en çok merak edilen konuları arasına girmeyi başarmıştır.

Bermuda Şeytan Üçgeni Efsanesi

Yıllardır bir efsane olarak herkesin dikkatini çekmeyi başaran Bermuda şeytan üçgeninin sırrı çözüldü gizemi ve bölgeden geçmesine rağmen hayatta kalan herhangi bir canlının olup olmadığı konusunda yapılan araştırmalara gösterilen ilgi bugün halen devam ediyor.

bermuda şeytan üçgeni sırrı nedir

İlk olarak elektronik cihazların bozulmasıyla başlayan sır perdesi aralanırken Küba sahil güvenlik ekipleri tarafından başıboş halde bölge yakınlarında bulunmuş olan gemi, uzmanlar tarafından mantıklı bir şekilde açıklanamamıştır.

Acil durum çağrısı alındıktan sonra batan ve bugün hala bulunamayan gemilerin olması ise olayın gizeminin daha da artmasının temel nedeni olarak gösterilebilir.

Bermuda Şeytan Üçgeni Nerededir ?

Porto Riko, Miami ve Bermuda Adası arasında bulunan ve çizildiğinde bir üçgeni andıran bölge, Atlas Okyanusuna ismini veren Atlantis Kıtası’nın kaybolmasının nedeni olarak gösterilir.

[adinserter block=”5″]

Teknolojide yaşanan gelişmeler sayesinde bu üçgenin sırrı keşfedilmeye çalışılsa da uzmanların ortaya attığı farklı görüşler kafaların karışmasına neden olur.

Bermuda Şeytan Üçgeni Sırrı Nerede

Su altında çalışabilen robotlar sayesinde devam eden çalışmalar Bermuda şeytan üçgeni efsanesi hakkında herkes tarafından anlaşılır bilgilerin ortaya çıkmasına yardımcıdır.

Bölgede yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen en önemli bulgu; okyanusun dibindeki doğal gaz kaynağıdır. Üçgenin olduğu bölgedeki kaynak, yeryüzüne kadar fışkırır ve bunun sonucunda yüzeydeki sıcaklık sebebiyle hidrata dönüşür.