Eski Kıyafetleri Geri Dönüştüren Yeni Bir Teknoloji

Eski kıyafetleri geri dönüştürmenin yeni ileri teknoloji yolu bulundu. İsveçli bir geri dönüşüm fabrikası eski giysileri yeniden işlemek için yeni bir yöntem geliştirdi.

Kullanılmış pamuklu kumaşları ayrıştırıp, sirküloz adı verilen bir kağıt hamuruna dönüştürülmeden önce renklendirme için boyama yapılıyor.

Kağıt hamuru kurutulup, daha sonra iplik yapmak için tekstil şirketlerine satılıyor. Bu yöntemle yapılan giysiler birkaç kez daha geri dönüştürülebiliyor.

Bu yöntem ile her yıl küresel pazarda üretilen giysiler için yaklaşık 80 milyar tasarruf sağlamayı hedefliyorlar.

Bilim İnsanları Dünyanın En Dayanıklı Alaşımını Üretti

Advanced Materials dergisinde yayımlanan habere göre, platin-altın karışımından yapılan alaşım o kadar sert ki, tüm lastikle Ekvator etrafında 500 tur drift yapabilirsiniz.
%90 platin, %10 altından oluşan alaşımın, sertleştirilmiş çelikten 100 kat daha dayanıklı olduğu bildirildi. Bu sertlik derecesi, alaşımı elmas seviyesine çıkarıyor.

Yeni alaşımı üreten ekibin üyelerinden John Curry, geleneksel alaşımların içerdikleri parçacıkların boyutları küçültülerek sert hale getirildiklerini, buna karşın uzun müddet yüke ve ısıya maruz kaldıklarında ise yapılarında bozulmalar meydana geldiğini belirtti. Curry, Sandia alaşımının uzun süren stres ve sürtünme testlerinden sonra dahi mikro yapısal bütünlüğünü koruduğunu gözlemlediklerini aktardı.

Testler esnasında daha da ilginç bir durumla karşılaşıldığı ifade edilen haberde, sürtünmeye maruz kaldığında alaşımın üzerinde siyah bir tabaka oluştuğu kaydedildi. Yapılan incelemede, bunun elmas benzeri karbon katmanı olduğu anlaşıldı. Bu tabakanın çok iyi bir kayganlaştırıcı olarak halihazırda kullanıldığını dile getiren Curry, yalnızca özel şartlarda ve çok yüksek maliyetlerle imal edilebildiğini vurguladı.

John Curry, alaşımın sertliği ve yüksek dayanımı sayesinde sürtünme sırasında ortamdaki karbonları üzerine çekerek ve en sonunda da yıkarak elmas benzeri karbon katmanına dönüştürdüğünü düşündüklerini söyledi.
Curry, yeni geliştirilen bu alaşımın endüstride başlı başına bir devrim olduğunu belirtti.

Amazon, çalışanlarını takip için bileklik geliştirdi

Amazon, çalışanlarını takip etmek için bir bileklik geliştirdi! Çalışan olarak bakınca kulağa çok hoş gelmese de patron açısından bakıldığında güzel bir çalışma denilebilir.

Amazon, gönderim merkezinde çalışanlarının çalışmalarını takip etmek ve söylediklerine göre çalışanlara iş konusunda yardım etmek amacıyla geliştirdikleri takip bilekliklerinin patentini aldı. Amazonun geliştirdiği bu bileklerin amacı; çalışanı hata esnasında uyarmak, onlara yardımcı olmak gibi gözüküyor. Fakat diğer yandan işten kaytarıp mesai esnasında molaya çıkmak, görev yerini terk etmek gibi durumlarda da patrona hemen uyarı vermesi çalışan için gerçekten sıkıntılı bir durum. İnsanları robotlaştıran, ya da zamanla insanların yerini robotların alacağını gösteren hamlelerden biri olarak görüyoruz bunu…

“Brainternet” İnsan Beyni İnternete Bağlandı (Beyinternet)

Sonunda başarıldı demek isterdim ama izlediğim filmlerde olanlar ve dünyanın gerçekleri Brainternet konusunda beni endişelendiriyor.

Brainternet yada Türkçesi ile Beyinternet nedir ?

İnsan beyni internete bağlandı ve ismine brainternet dediler desek yeterli olur herhalde. Güney Afrika Wits Üniversitesi bilim insanları, insan beynini internete bağlamanın bir yolunu buldu. Brainternet adı verdikleri proje , biyomedikal mühendisliği alanın da bir devrim yaratacağa benziyor. Projeden toplanan veriler yapay zeka ve öğrenen makinaların geleceği açısından  da büyük öneme sahip. Kullanıcının kafasına bağlı bir Emotiv EEG cihazı yardımıyla ve düşük maliyetli bir Raspberry Pi ile World Wide Web’deki (İnternetteki) nesnelerin interneti (loT) düğümüne bağlayan araştırmacılardan Adam Panta nowitz, “Brainternet gelecekte, beyne girdi ve çıktı olmak üzere her iki yönde  de bilgi aktarımı yapabilir” diyor. Yani yakın gelecekte beyin ile bilgisayar arasında veri aktarımı gerçekleşecek ve internet terimi yerine Beyinternet yada Brainterneti kullanacağız.

Dream Chaser (Hayal Avcısı)

Türk girişimci Eren Özmen’in Sierra Nevada Corporation adlı şirketi tarafından, NASA ile ortaklaşa geliştirilen Dream Chaser (Hayal Avcısı) uzay aracının NASA Armstrong Uçuş Araştırma Merkezi’ndeki testlerine devam ediliyor. Yolculuğunu tamamladığında doğrudan karaya iniş yapabilen aracın 2019’da Uluslararası Uzay İstasyonu’na kargo taşıması hedefleniyor.

Kendi Kendine Giden Sürücüsüz Araba UBER

UBER bundan yaklaşık iki yıl önce Carnegie Mellon Üniversitesi’nin ünlü robotik bölümündeki tüm araştırmacıları transfer etti ve gizli bir tesiste özerk otomobillerden bir filo hazırlamaya koyuldu. Eylül ayında şirket tarih yazdı ve kendi kendine giden otomobilleri Pittsburgh’da hizmete sokarak gerçekten yolcu taşımaya başladı. Bu araçlar kamera, lidar ve GPS gibi çok sayıda algılayıcıdan yararlanarak nereye gittiğini görüyor, dünyanın her yanında kara yollarında bir numaralı baş belası insan hatalarından sizi kurtarıyor.

NASA’nın Müthiş Bilgisayarı Discover

Hava durumu ölçüm ve tahminleri yapabilen NASA’nın Discover isimli süper bilgisayarı, elde ettiği sonuçları gelişmiş bir iklim simülasyonunda canlandırması için tasarlandı. Saniyede 3478 petaflop zirve performansına ulaşabilen ve 90336 işlemci çekirdeğine sahip bu bilgisayar, günlük mevsimlik yıllık ve hatta yüzyıllık ölçekte tahmin yapabilme gücüne sahip.

Liftware Stabilizasyon Kaşığı

Omurilik zedelenmesi, Parkinson hastalığı ve farklı şekilde özrü bulunan hastaların dökmeden yemek yemesini kolaylaştıran ve 2014 yılında Google tarafından satın alınan Liftware Stabilizasyon kaşığı.

Bloodhound Süpersonik bir Mühendislik Harikası

Otomobil ile uçak teknolojisini bir araya getirerek şekillendirilen ve deposu doluyken yaklaşık 8 ton ağırlığı ulaşan ve  saatte 1609 kilometrelik inanılmaz bir hıza ulaşabilen Bloodhound‘un süpersonik yatay roketi, dünya kara hız rekorunu kırmaya hazırlanıyor. bloodhoundprojectsupersoniccar

En prestijli markaların aktif bir şekilde desteklediği proje, dünya genelinde bilim ve mühendisliğe olan ilgiyi canlandırmak gibi eğitici bir görev üstlenmiş durumda. Aerodinamik zorluklara adeta meydan okuyan Bloodhound SSC‘nin gövdesi yaklaşık 14 metre uzunluğunda.

Dünyada Uçan İlk 9 Makina ve Mucitleri

Geçmişte hayalleri peşinde koşan azimli, inançlı, istekli ve bu uğurda gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden mucitler sayesinde bugün gökyüzünde insanlar emniyetli bir şekilde uçabiliyor. Bu girişimcilerin uçurmaya çalıştığı, havacılık teknolojisinin temel taşlarını oluşturan çok eski birkaç hava aracını isterseniz birlikte inceleyelim;

Fransız mucit Marquis’in 1908 yılında icad ettiği “Marquis’in Multiplane” adını verdiği hava aracı.

marquis-multiplane

M.Ö 500 yıllarında Çinliler tarafından yapılan ve bir insanı uçurabilen devasa uçurtmalar.

ancient-china-kites-2
Bir adam taşımak için yeterince büyük uçurtma yapma fikrinin temelinde Çinlilerin askeri amaçlı keşif gözetleme yapabilme sevdası yatıyor.

Clockwork Uçan Ejderha, 1647

104-breguetpre-1914-1
İtalyan mucit ve bilim adamı Tito Burattini 1647 yılında, Varşova’da Polonya Kralına Uçan Ejderha olarak adlandırdığı uçan bir model planör gösterdi, bu uçan ejderha kanatlarını çırpıp yönlendirilebilen, bir ahşap çerçeve üzerine bez veya kağıt gerilerek yapılmış.

Acil İniş Paraşütü, 1783

emergency-parachute
15. yüzyılda Leonardo Da Vinci de dahil olduğu birçok mucit yüksek binalarda çıkan yangınlardan kurtulmak için ve çeşitli amaçlara yönelik paraşüt fikri üzerinde çalışmışlardır.

Aeron zeplin, 1863

airship-aereon
Zeplin konusunda öncü isimlerden olan Amerikalı Solomon Andrews ilk uçuşunu 1866 yılında New York’ta yaptı. Andrews Amerikada yaşanan iç savaş esnasında Başkan Abraham Lincoln’a bu icadı hakkında bir mektup yazsa da hükumet tarafından bu fikri çok az ilgi gördü.

Yapay Albatross 1868

lebris-flying-machineFransız mucit Jean-Marie Le Bris yelkenlisi ile gezerken Albatros kuşunun uçuşunu izleyerek bu kuştan ilham alıp buna benzer yapay albatros planörünü inşa eder.

Hava Vapuru, 1875

moy-aerial-steamer
1875 yılında, Birleşik Krallık’da (Londra)Thomas Moy tarafından tasarlanan ve sadece yerden 6 inç (15 santimetre) yükselebilen, 210 pound (100 kilogram) ağırlığında 3 beygir gücündeki buhar motoru ile ilk uçuşunu yaptı.

Otto ornithopter, 1894

ornithopter-early-flight
Alman havacı Otto Lelienthal 1894 yılında bir kuş gibi kanatları çırparak uçmaya yarayacak ve tamamen insan gücüyle çalışacak bir mekanizma üzerinde çalışıyordu. 1896 yılında “kleiner Schlagflügelapparat” adını verdiği mekanizmayı geliştirerek insan gücüyle rahatça kanat çırpa bilecek bir mekanizma üzerinde çalışırken, buluşunu tamamlayamadan bir kazada hayatını kaybetti.

Cornu Helikopter, 1907

cornu-helicopter
Fransız uçuş öncülerinden ve bisiklet üreticisi olan Paul Cornu iki rotor kullanarak ilkel bir helikopter tasarımı yaptı ve 9 Kasım 1907’de bu olağanüstü mekanizmayla ilk serbest helikopter uçuşunu yaptı, Pilot iki rotorun ortasında dizlerinin arasına Cornu helikopterinin benzinli motoru gelecek şekilde oturdu. İlk helikopteri yaklaşık 6 feet (2m) yüksekliğe çıkartan Cornu helikopterinin kontrolü oldukça zor idi, uzun süren çalışmalar sonucunda helikopteri istediği gibi uçurup kontrol edemeyen Cornu bisiklet üretimi işine odaklandı ve bu işi bıraktı.