30-40 Yaşına Kadar Evlenemeyenler Neden Evlenemiyorlar? İşte Başlıca Nedenleri..

Zaman artık eskisi gibi anneannelerimizin veya annelerimizin yaşadığı zaman değil. Çıkarsız ve sonsuz güvene dayalı, yalnızca birinin sevilip onunla evlenileceği çağları ne yazık ki çok geride bıraktık. Şimdi aşklar ve sevgiler de diğer herşey gibi sahte, yapay ve belirli çıkarlar üzerine kurulu. O nedenle evlilik çağı gelen genç kızlar veya erkekler birine güvenmeye, inanmaya ve evlenmeye pek fazla sıcak bakamıyorlar. Çünkü bu kutsal birlikteliği kimse boşanma ile sonuçlandırmak istemez. o nedenle bu işe kalkışırken de çok iyi düşünüp doğru bir karar vermek gerekli. Peki evlilik yaşına gelmiş ama hala evlenmeye bir türlü adım atamayan insanlar neden evlenemiyor? İşte sebepleri..

Mükemmel olanı aramak..

Ukala ve samimiyetten çok uzak insanlarla zaman geçirmek..

Eskileri göz önüne alarak yenisine de güvenememek…

İlişkiler arası geçiş hızı. Evlenecek erkek arayayım derken ondan ona yıpranıyorsunuz.

Eski aşkı unutamamak..

Sevgililik dönemindeki bastıramadığınız cinsel dürtüler.

Evliliğin beraberinde getirdiği sorumlulukları düşünüp korkmak ve bu nedenle cesaret edememek..

Kiminle vakit geçirdiğinizi akıllıca seçin, çünkü zamanla beyniniz onunkine benziyor.

ABD’deki Northwestern Üniversitesinde görevli nöroloji uzmanı Prof. Dr. Moran Cerf ve beynin elektrik sinyallerinin senkronizasyonu üzerine çalışan ekibinin yaptığı araştırmaya göre, birlikte zaman geçiren insanların beyin dalgalarının da zamanla ‘benzer’ görünmeye başladığını belirledi.

BBC’nin İspanyolca Servisi’ne bu dalgaların bazı vakalarda iki insan beyninde birebir aynı bile çıkabildiğini vurgulayan Prof. Cerf, “Birbiriyle vakit geçiren insanlarda her iki beyinde de uyum oluşuyor” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Sadece iki hafta sonra bile aynı filmi izleyen, aynı kitapları okuyan, aynı tecrübeyi paylaşan ve sadece birbirleriyle konuşan iki kişi, dil, duygu ve bakış açısında ortak kalıplar geliştiriyorlar.” Prof. Cerf’e göre, zamanla gelişen bu ‘beyin ikizliği’, sosyal olduğu kadar duygusal ilişkilerde de oluşabiliyor.

Prof. Cerf, çalışmalarının sonucunu ise şöyle açıkladı: “Hayatta alınabilecek en doğru karar, kiminle vakit geçirdiğinizi akıllıca seçmek.”