Tesla Oto Pilot Modunda Yine Kaza Yaptı

Tesla’nın Autopilot modu güvenilirliğinin tartışmalara konu olduğu her kes tarafından biliniyor. Autopilot modu aktifken yaşanan kazalar, bu tartışmaları daha da alevlendiriyor. Tartışmaların odağında şimdi Tesla’nın Model 3 aracının Autopilot moddayken bir polis aracına arkadan çarpması sonucu meydana gelen kaza var.

7 Aralık Cumartesi günü, sabah erken saatlerde bir Tesla Model 3, Norwalk (ABD) şehrinde Interstate 95 bölgesinde bir polis aracı ile beraber başka bir araca daha çarptı. Model 3’ün Autopilot modu, polis aracına arkadan çarpmadan önce aktifti ve daha sonrasında bir araca daha çarptı.

TESLA MODEL 3  OTO PİLOT KAZASI NASIL OLDU ?

Tesla Model 3’ün sahibi, kazadan önce aracın arkasında bulunan köpeğini kontrol etmek için Autopilot’u aktif ettiğini söyledi. Ancak ajansın Facebook sayfasında yazdığı üzere, aracınızın yetenekleri ne olursa olsun, sürekli olarak dikkatinizin yolda olması gerekiyor ve her ne kadar bazı araçların sınırlı otonom yetenekleri olsa da, henüz yollarda bulunan hiçbir tam otonom veya kendini süren araç yok. Bu uyarı, Tesla’nın Autopilot konusunda kendi tutumu ile de paralellik gösteriyor ve firma, Autopilot aktifken de dikkatinizin yolda olması gerektiğini sık sık hatırlatıyor.

Bu kazada ciddi yaralanan kimse yok ama Tesla sürücüsü Dikkatsiz Kullanım ve Tehlikeye Atma cezalarını yemiş durumda. ABD’nin Ulusal Ulaşım Güvenlik Kurulu da Autopilot özelliği yüzünden gerçekleşen kazaları incelemeye devam ederken, otonom araçlar henüz 100% kullanıma hazır olmadıklarını kullanıcılara gösteriyor.

Dünyanın İlk Güneş Panelli Yolu Fiyaskoyla Sonuçlandı

Fransa’da gündelik olarak yayınlanan Le Monde gazetesi, Temmuz ayında 1 kilometrelik güneş enerjisi yolunun fiyaskoyla sonuçlandığını bildirdi.

2016 yılının Aralık ayında, deneme yolu açıldığında; Fransa Çevre Bakanı, bunun “eşi görülmemiş bir şey” olduğunu söylemişti. Fransız yetkililer, fotovoltaik levhalardan meydana gelen bu yolun, yerel bir kasaba olan Tourouvre’daki sokak ışıkları için elektrik üreteceğini söylemişlerdi.

Fakat üç yıldan kısa bir sonra; Global Construction Review sitesinde yayınlanan bir rapor, Fransa’nın yol hayalinin sona ermiş olabileceğini söylüyor. Yolda çatlaklar oluşmuş ve 2018 yılında, aşınma sebebiyle yolun bir kısmının yıkılması gerekmiş.

Yol, zirveye ulaştığı zaman bile; beklenen enerjinin yalnızca yarısını üretiyormuş çünkü mühendisler, yola düşen çürümüş yaprakları hesaba katmamışlar.

İşte, yolun o eski ihtişamı ve şimdi geldiği nokta.

2016 yılında, Wattway adı verilen dünyanın ilk güneş paneli yolu açıldığında herkes mutlu ve umutluydu. Fransa, 1 kilometre yol için 5.2 milyon dolar harcamış ve 3.000 metrekare güneş paneli döşemişti. Yapı, dünyadaki en büyük güneş yolu olmasıyla övgü görmüştü.

Basın, geleceğin yolu olduğu düşünülen bu yolda dolaşmak için toplanmıştı. Fransa enerji bakanı, gelecek beş yıl içinde her bin kilometrede bir, bir kilometrelik güneş levhası yolu istediğini söylemişti.

Açılış günündeki gri bulutlara rağmen Fransa, güneş taşımacılığında dünyaya önderlik ediyordu.

Fakat deyim yerindeyse; fren hiç bırakılmadı ve tekerlekler dönmeye hiç başlamadı.

Fransa’nın Normandiya bölgesi, güneş ışığını en fazla alan yer olmadığı için; bölgede bir güneş paneli deneyi başlatmak, cesur bir hareketti. Normandiya’da yer alan Caen şehri, bir yılda sadece 44 gün kuvvetli güneş ışığına maruz kalıyordu. Söylentilere göre gök gürültülü fırtınalar da yoldaki güneş panellerinin kırılmasına sebep olmuştu.

Deney yolunun, bir yılda yaklaşık 150.000 kWh üretmesi hedefleniyordu. Bu miktar, her gün 5.000 kişiye kadar ışık sağlamak için yeterliydi. Fakat 2018 yılında hemen hemen 80.000 üretilmiş; 2019 yılının Temmuz ayı itibariyle ise bu rakam 40.000’den düşük kalmıştı.

Yolu inşa eden Colas şirketi, 2016 yılında güneş panellerinin trafiğe dayanıklı olması için, silikon tabakaları içeren reçineyle kaplandığını söylemişti. Fakat açılıştan bu yana geçen süre içerisinde paneller ya gevsemiş, ya da parçalara ayrılmıştı.

2018 yılının Mayıs ayında, kurtarılabilir olmadığı gerekçesiyle yolun 90 metrelik kısmının yıkılması gerekmişti.

Ayrıca mühendisler, hasara sebep olan ve levhaların üretebileceği elektrik miktarını sınırlayan yaprakların etkisini de hesaba katmamıştı. Yerel halkın Le Monde‘a söylediğine göre, traktörlerin oluşturduğu basınç ve ağırlığı da düşünmemişlerdi.

Şimdiyse deney hepten sona ermiş görünüyor. Wattway’in yönetim müdürü Etienne Gaudin, Le Monde‘a konuşarak, yolun piyasaya çıkmayacağını söylüyor.

“Sistemimiz, uzun mesafeli trafik için uygun değil” diyor. Şirket, CCTV kameraları ve aydınlatmalı otobüs durakları gibi daha küçük şeyler için elektrik üretmeye odaklanacakmış.

Uçaklar Neden Genellikle Beyaz Renkli Olur?

Özellikle ticari şirketlerin beyaz renkli uçak almalarının 3 temel sebebi var;

1. Beyaz rengin diğer renklere oranla ısı avantajı sağlaması
2. Beyaz renkli uçaklarda gövdedeki kırık/çizik/çatlakların daha kolay fark edilebilmesi
3. Beyaz rengin daha az maliyetli olması

Beyaz renkteki ısı avantajı konusunu açıklayalım;

Hepimizin bildiği gibi beyaz renk, diğer renklere kıyasla mükemmel bir yansıtıcıdır, üstüne düşen neredeyse tüm ışığı geri yansıtır ve uçağın aşırı ısınmasını engeller. uçağın beyaz dışında bir renge boyanması halinde bu renk bütün ısıyı emer ve uçağın genleşmesine sebep olur. ancak beyaz renk ışığı yansıttığı için genleşme olmaz, en azından uçuşu tehlikeye atacak ölçüde genleşme olmaz. sadece uçuş için değil, uçak park halindeyken de beyaz rengin faydası görülür çünkü sıcak iklimlerde uçağın soğumasını kolaylaştırır.

Beyaz Renkli Uçaklarda Gövdedeki Çatlakların Kolay Fark Edilebilmesi

Uçakların periyodik bakımlarında ve uçuş öncesi kontrollerde ve uçuş sonrası kontrollerinde düzenli olarak kırık/çatlak/çizikler için kontrol edilir. Bu bakımlar, özellikle periyodik bakımlarda uçuş güvenliği için hayati bir önem taşımaktadır. Beyaz renk bu kırık/çatlakların fark edilebilmesi için en iyi renktir çünkü kırık/çatlak her zaman beyazdan daha koyu renk olacaktır. ayrıca yine beyaz renk, aşınma ve yağ sızıntısı gibi durumların fark edilebilmesine yardımcı olur. Ayrıca bir kaza durumunda da beyaz en kolay fark edilebilen renktir. özellikle gece vakti arama yapılırken. masmavi bir denize düşmüş beyaz uçak, diğer renklere göre daha kolay fark edilecektir.

Beyaz Renkli Uçakların Boyama Maliyetlerinin Daha Az Olması

Uçak boyamak hayli maliyetli bir iştir. iş gücü, para ve zaman gerektirir. (bir yolcu uçağının boyanması aşağı yukarı 2-7 gün sürer, ne kadar çok para o kadar kısa zaman) ve tabi bütün gövdeyi kaplayan boya uçağa ek ağırlık olarak biner, bu da uçuş maliyetini artırır. (komple uçak boyası aşağı yukarı 100 kg çekiyormuş.)

Normalde renkli uçaklar, beyaz uçaklara göre daha ucuza satılır. uçağı alan şirket/kişi uçağı beyaza ya da kendi şirketinin renklerine boyatmak isteyecektir ki bu da satış fiyatını düşürür, sonuçta ek masraf var uçakta.

Beyaz renkli uçakların diğer renkteki uçaklara göre bir diğer avantajı ise beyaz rengin solmaması. Uçaklar yüksek irtifalarda farklı atmosfer şartlarına maruz kalır, bu şartlardan dolayı renkli uçakların renkleri solar ve bu da estetik görüntüyü korumak için uçağı daha sık boyatma gerekliliği doğurur, maliyet artar. (komple uçak boyası 30.000 – 70.000 $ arası değişiyor. Uçağın 2-7 gün hangarda yatması da bu işe ekstra maliyet bindirimi yapacaktır.)

Bu yazıyı okuduktan sonra eğer sizin bir havayolu şirketiniz olsaydı uçaklarınızı hangi renge boyardınız ? Çoğu kişinin beyaz dediğini duyar gibiyim ama tüm avantajlara rağmen uçaklarını farklı renklere boyatan şirketler de yok değil tabiki, işte bu şirketlerden bir kaçı;

Air Jamaica

Uçaklar Neden Genellikle Beyaz Renkli Olur?

Air Thaiti Nui

Mango

Siberia S7 Airlines

Wizzair

Süpermarket Zinciri İnsansız Araçlarla Teslimatlara Başladığını Açıkladı 😲

ABD’de süpermarket zinciri olan Kroger Co (KR.N) Salı günü yaptığı açıklamada, Nuro isimli insansız araçla Arizona/Scottsdale alışveriş yapan insanlara insansız otonom araçları kullanarak teslimat yapmaya başladığını açıkladı..

Teslimat hizmeti, Scottsdale’de şu anda pilot bölge olarak uygulamada ve Nuro’nun özel bir insansız aracı olan R1 kullanılıyor.

R1, kara yollarını kullanıyor ve şoförü yok ve sadece malzeme taşımak için kullanılıyor.

Nuro İnsansız Araba
Nuro İnsansız Araba

Kroger’in Nuro ile yaptığı anlaşma ile, ABD’nin market dağıtım pazarındaki yoğun rekabeti daha da yoğunlaştıracak cinsten, zira tüketici harcamalarında süpermarket zincirleri, pastanın büyük kısmını oluşturuyor.

Peers Walmart Inc (WMT.N) ve Amazon.com Inc (AMZN.O) gibi şirketler büyük yatırımlar yapıp teslimat sürelerini kısaltmak için buna benzer çalışmlara üzerinde yoğun mesai ve para harcıyorlar.

Walmart, Ford Motor Co (F.N) ve teslimat hizmeti Postmates Inc geçtiğimiz ay Walmart müşterilerine yiyecek ve diğer malları teslim etmek için bir şirketle işbirliği yapacaklarını ve bir gün insansız otonom araç kullanabileceklerini de söylemişti.

Kroger, şimdilik 5,95 $ ‘a kadar olan alışverişlerde aynı gün veya bir sonraki gün teslimatları yapıyor.

Unutulmaz Sahnelerin Efektli ve Effektsiz Karşılaştırması 😲🤨

Sinema hızla gelişiyor ve film yapımcılarının 20. yüzyılda hayal bile edemediği özel efektler bugün kolaylıkla yapılabiliyor. Size, en etkileyici filmlerin özel efektler olmadan önceki halleri ve effekt uygulandıktan sonraki hallerini karşılaştıradık. Bilgisayar efektleri sayesinde filmlerin çok değiştiğini kesinlikle net bir şekilde göreceksiniz.

Resimlerin üzerindeki işaretten sağa/sola kaydırarak efektli ve efektsiz hallerini görebilirsiniz…

Jurassic Dünyası

[twenty20 img1=”4878″ img2=”4879″ offset=”0.5″ hover=”true”]
[twenty20 img1=”4876″ img2=”4877″ offset=”0.5″ hover=”true”]

Sonsuzluk Savaşı

[twenty20 img1=”4880″ img2=”4881″ offset=”0.5″ hover=”true”]

Orman Kitabı

[twenty20 img1=”4874″ img2=”4875″ offset=”0.5″ hover=”true”]
[twenty20 img1=”4866″ img2=”4867″ offset=”0.5″ hover=”true”]

X-Men: Kıyamet

[twenty20 img1=”4872″ img2=”4873″ offset=”0.5″ hover=”true”]
[twenty20 img1=”4862″ img2=”4863″ offset=”0.5″ hover=”true”]

Çıkış: Tanrılar ve Krallar

[twenty20 img1=”4860″ img2=”4861″ offset=”0.5″ hover=”true”]
[twenty20 img1=”4864″ img2=”4865″ offset=”0.5″ hover=”true”]

Tarzan Efsanesi

[twenty20 img1=”4868″ img2=”4869″ offset=”0.5″ hover=”true”]
[twenty20 img1=”4870″ img2=”4871″ offset=”0.5″ hover=”true”]

Miss Peregrine’nin Evi

[twenty20 img1=”4858″ img2=”4859″ offset=”0.5″ hover=”true”]

Bilim İnsanları Dünyanın En Dayanıklı Alaşımını Üretti

Advanced Materials dergisinde yayımlanan habere göre, platin-altın karışımından yapılan alaşım o kadar sert ki, tüm lastikle Ekvator etrafında 500 tur drift yapabilirsiniz.
%90 platin, %10 altından oluşan alaşımın, sertleştirilmiş çelikten 100 kat daha dayanıklı olduğu bildirildi. Bu sertlik derecesi, alaşımı elmas seviyesine çıkarıyor.

Yeni alaşımı üreten ekibin üyelerinden John Curry, geleneksel alaşımların içerdikleri parçacıkların boyutları küçültülerek sert hale getirildiklerini, buna karşın uzun müddet yüke ve ısıya maruz kaldıklarında ise yapılarında bozulmalar meydana geldiğini belirtti. Curry, Sandia alaşımının uzun süren stres ve sürtünme testlerinden sonra dahi mikro yapısal bütünlüğünü koruduğunu gözlemlediklerini aktardı.

Testler esnasında daha da ilginç bir durumla karşılaşıldığı ifade edilen haberde, sürtünmeye maruz kaldığında alaşımın üzerinde siyah bir tabaka oluştuğu kaydedildi. Yapılan incelemede, bunun elmas benzeri karbon katmanı olduğu anlaşıldı. Bu tabakanın çok iyi bir kayganlaştırıcı olarak halihazırda kullanıldığını dile getiren Curry, yalnızca özel şartlarda ve çok yüksek maliyetlerle imal edilebildiğini vurguladı.

John Curry, alaşımın sertliği ve yüksek dayanımı sayesinde sürtünme sırasında ortamdaki karbonları üzerine çekerek ve en sonunda da yıkarak elmas benzeri karbon katmanına dönüştürdüğünü düşündüklerini söyledi.
Curry, yeni geliştirilen bu alaşımın endüstride başlı başına bir devrim olduğunu belirtti.

İŞTE TEKNOLOJİ SAYESİNDE 10 YIL İÇERİSİNDE HAYATIMIZDAN SİLİNECEK 5 ŞEY


-KREDİ KARTLARI
Yüz tanıma teknolojilerindeki gelişmelere dikkat çeken McQueen, 10 yıl içinde insanoğlunun ödeme yapmak için kredi kartı taşıma zorunluluğundan kurtulacağı iddiasında.

-OTOPARKLAR
Sürücüsüz otomobillerin sıklaşması ile otoparkların yok olacağını düşünen McQueen’a göre, 10 yıl içinde her 10 ABD’liden 9’u bu araçları tercih edecek.
Aynı yıl UBER gibi hizmetler toplumun yüzde 60’ı tarafından kullanılacak ve bu da otoparklara duyulan ihtiyacı ortadan kaldıracak.

-BENZİN İSTASYONLARI
Eektirkli araçların yaygınlaşması ile benzin istasyonlarına olan ihtiyaç da azalarak yok olacak.
Zira McQueen’a göre, insanları araçlarını evlerinde şarj edeceği için benzin istasyonu gibi yerlere ihtiyaç kalmayacak.

-ÇAĞRI MERKEZLERİ

Yapay zekanın gelişişimi en çok çağrı merkezlerinde işsizliğe neden olacak.
İddianın sahibi McQueen, yapay zekaya sahip robotların çağrı merkezlerinin yerini alacağını ve bu tarz ofislere de ihtiyaç kalmayacağı görüşünde.

-iTUNES
Apple 17 yıldır kullanımda olan uygulaması iTunes’un fişini çekmeye hazırlandığı iddiası bir süredir basında kendisine sıklıkla yer buluyordu.
McQueen’a göre, iTunes’un fişini çekecek olan Apple tüm mesaisini Apple Music’e harcayacak.

Navigasyon Kullanmak Beyni Köreltiyor mu ?

Akıllı telefonlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olduğundan beri, insanlar artık kimseye adres sormadan navigasyon kullanarak hiç bilmedikleri ve görmedikleri yere kolayca ulaşabiliyorlar. Ama dijital kestirmeler ve yön/yer bulmalar beyinlerimizi tembelleştiriyor olabilir. En son ne zaman bir adresi navigasayon kullanmadan bulmaya çalıştınız hatırlayın bakalım ?

Şu bir gerçek ki yön bulma becerilerimizi ne kadar az kullanırsak o kadar köreliyor, bunu kafadan atmıyoruz konuyla ilgili 2006 yılında University College London tarafından yapılan bir araştırma var, bu araştırmada;
şehrin labirent gibi sokaklarında mekik dokuyan taksiciler ile sabit rotaları takip eden otobüs şoförleri arasında bir karşılaştırma yapılıyor. Taksi şoförlerinin hippokampus (navigasyondan sorumlu beyin bölgesi) kısmının daha büyük olduğu, bununda zihinsel haritalar konusunda karışık yolları kullanan tasicilerin, sabit güzergahta gidip gelen otobüs şoförlerine göre daha üstün olduğunu göstermiştir.

University College London tarafından yapılan daha yeni bir araştırmada, kendi başına yol bulmaya çalışanlarla bu iş için uygulama kullananların zihinsel aktivitelerini kıyasladı. Kendi başına yol bulmaya çalışanların hippokampusunda daha fala etkinlik vardı. Yani arada bir de olsa telefonu bir kenara bırakıp yolunuzu bulmaya çalışmakta fayda var gibi görüünüyor.